TV Kartları

TV kartları isminden de anlaşılacağı gibi bilgisayarda televizyon seyretmemize yararlar. TV kartı takılı olan bir bilgisayar normal bir televizyondaki özelliklerin hemen hemen tümüne sahip olur. Örneğim Teletex. Son çıkan TV kartlarının hemen hepsinde bu özellik yer alıyor. Bu sayede Teletex yayını olan kanalların Teletex' ine ulaşılabiliyor.
TV kartları ile, bilgisayarın ekranında TV ve video izleyebilir, resim ve görüntüleri bilgisayara kaydedilebilir. Bilgisayarla, kolay ve hızlı bir şekilde ses ve görüntü kliplerini birleştirebilir ve "edit" yani tekrar inceleyip üzerinde değişiklikler yapılabilir. Dijital görüntüler sayesinde sunumları daha etkili hale getirilebilir. İnternet ya da telefon hatlarıyla TV kartına takılan bir kamera sayesinde yüz yüze iletişim sağlanabilir. Bunların dışında bazı TV kartlarında bulunan CAPTURE yani görüntü yakalama yolu ile ekrandaki herhangi bir görüntü hard diske kaydedilebilir. Yani TV kartını bir video gibi kullanmak mümkündür. TV kartına bir video bağlayabilir ve videodaki görüntüleri de hard diske kaydedilebilir. TV kartlarının özelliklerini kullanarak farklı şeyler yapmak mümkün. Günümüzde TV kartları PCI slotlara uygun olarak üretilmektedir1er. Aşağıda PCI arabirimli bir TV kartının ne gibi çıkışlara sahip olduğunu göreceğiz;

75 ohm koaksiyel TV Anten Girişi:
Buradan anten girişi yapılır. Bu sayede TVkanallarının sinyalleri TV kartına iletilmiş olur.
S-Video girişi :
Bu giriş sayesinde ekrandaki görüntüleri videoya veya videodaki görüntüleri yarar. S video girişinden görüntü sinyalleri daha kaliteli şekilde aktarılabilir. Bunun sebebi renk, kontras ve parlaklık bilgilerinin ayrı ayrı gönderilmesindir.
Komposite (RCA) Video Girişi :
Bu giriş S video girişi gibi çalışır. Komposite girişin farkı ise görüntü işaretlerinin tekbir sinyal üzerinde taşınmış halidir. Yani S Video gibi renk, kontras ve parlaklık sinyalleri ayrı ayrı değil tekbir kablo üzerinden yapılır.
Uzaktan kumanda modülü girişi :
Bu girişe uzaktan kumandanın infrared yani kumandanın alıcı gözü takılır. Bu sayede TV kartını uzaktan kumanda yoluyla kontrol edebilirsiniz.
Kamera girişi (CVBS) :
Bu girişe adından da anlaşılacağı gibi kamera takılır. Kamerayla çekilen görüntüler bu giriş sayesinde bilgisayar ortamına aktarılır.
TV Kartlarının Çalışma Prensibi
Bt 8xx yongaları bir görüntü kaynağından yollanan sinyaller, ki bu kaynak birkamera, VCR ya da TV alıcısı olabilir, yonga tarafından alınır. Bu gelen sinyaller, görüntü bilgileri ve senkronizasyon verilerini içerir. Sinyallerin detayı kullanılangörüntü standardına bağlıdır, bunlar da NTSC (National Television Standards Committee), PAL (Phase Alternate Line) ya da SECAM (Systeme ElectroniqueCouleur Avec Memoire) olabilir. Resmin oluşabilmesi için kaynak dikey bir senkronizasyon verisi oluşturur (VSYNC) ve gönderir. VSYNC sinyalinin hemenardından görüntü kaynağı resmin ilk satınm tarar. Kısacası resmin her satın için bir adet yatay, bir adet de dikey veri bilgisi yollanır. Şifreli yayınlarda bu veriler özel bir teknik aracılığı ile normal sırası bozularak gönderilir. Bt 8xx yongaları burada araya girerek olayı PC'nin anlayabileceği dile dönüştürürler.
TV Kartları Özellikleri
NTSC, PAL ve SECAM
Kuzey Amerika ve Japonya'da kullanılan NTSC standardında her karede 525 satır bulunur, ayrıca saniyede 30 tam kare oynatılmasını öngörür. PAL standardında ise 625 satır kullanılırken saniyede 25 tam kare oynatılması öngörülür.
RGB Renk Derinliği
Kırmızı, yeşil ve mavinin ilk harfleri ile oluşturulan (Red, Green, Blue) bu tanımlamaözellikle görüntü yakalama İşi ile uğraşanların karşısına çıkıyor. Çünkü varsayılan ayar olarak zaten yayınlar RGB formatında izlenecek şekilde öngörülmüş. Aslında yayın kullanıcı farkında olmadan uyumluluk sağlamak için önce YUV formatına sonra da tekrar RGB'ye dönüştürülüyor.
YUV Formatı
Çok merak edilen YUV formatı ise görüntüleri renkli olarak aktarırken bir yandan da siyah beyaz TV ile uyumluluğu kaybetmemek için kullanılan bir formattır. RGB 'ye oranla daha az bant genişliği kullanıyor. İki ana bileşeni var, birincisi parlaklık (Y) diğeri ise chrominance (VV). Parlaklık, RGB sinyale bazı katkılar yapılarak oluşturuluyor, chrominance ise rengin yoğunluğu ve canlılığına karar veriyor. Video yakalama işlemleri için görüntü ayan YUV'a göre yapılırsa işlem performansının arttığı, yani saniyede yakalanan kare sayısının fazlalaştığı görülecektir.
COMPOSITE VE S-VIDEO
TV Kartlarının üzerinde görülen bu girişler farklı teknikler kullanan veri aktarımtipleri olarak tanımlanabilir. Composite, TV'lerde görünen ve halen ullanılan anten girişinin aynısıdır. SVideo ise daha kaliteli görüntü aktarımına izin verir. Genelde SVideo kamera bağlantıları için ya da video oynatıcılar için kullanılıyor.
TV Kartları ile Capture Yapmak
TV kanallarındaki veya Video'dan uygun yazılımlar kullanılarak görüntülerin bilgisayara kaydedilmesine imkan veriyor. Böylece aynı zamanda kullanıcı bir de video capture dediğimiz görüntü yakalama olayını tek bir kart üzerinden gerçekleştirmiş oluyor. BTxxx yongası ile görüntüler * .avi formatında eş zamanlı olarak bilgisayara kaydedilebiliyor. Böylece bu avi dosyası daha sonra uygun bir video programı kullanılarak Mpeg kaydına da dönüştürülüyor. Yalnız *.avi kayıtlar hard diskte oldukça yer kaplayacağı unutulmamalıdır. Bir de bu konuda uygun ayarlar yapıldığında Virtual Dub denilen bir programla TV kartı üzerinden direkt Mpeg kayıt yapmakta mümkün. Yalnız kayıt esnasında daha önce belirttiğimiz Yuv görüntü formatının seçilmiş olması gereklidir. çünkü bu formatta görüntü yakalamak hem çok kolay hem de daha az yer kaplıyor. Mpeg kaydedilen görüntü dosyaları ise bilgisayar dışında başka bir görüntü oynatıcı (CD Player) ile de kolayca görüntülenir.
Kalıcı Bağlantı
Yorum (1)
Yorum yaz
Ekranlar (Monitör)
Ekranın diagonal (çapraz) ölçümüyle elde edilen, monitör büyüklüğü için kullanılan birim inçtir. (1 inç=2,54 cm’dir). Bir kaç yıl önce 14” monitörler piyasada bulunmaktaydılar. Fakat günümüz piyasasında bırakın 14”’i, 15” monitörler bile nadir bulunmaktadır. Çoğu bilgisayar sisteminde 17” monitör bir standart halini almıştır. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte 19” ve 21” monitörler yaygınlaşmıştır. Fakat bu monitörler hala oldukça ağırlar ve fazla yer
kaplamaktadırlar. Bu konuda önemli bir atılım olan LCD (Liquid Crystal Display) monitörler, standart CRT (Cathode Ray Tube) monitörlere göre önemli birtakım avantajlar sağlıyorlar.
Monitör, çoğu zaman ekran olarak da bilinen, görüntüleri oluşturan, içeren ve sunan bir araçtır. Bilgisayarların çoğunda katot ışınlı (CRT-Cathod Ray Tube)
monitör kullanılır. Katot ışınlı monitörlerin görüntü oluşturma mantılığı TV ile aynıdır. LCD Liquid Cyrstal Display ve gaz plazma monitörler ise, daha hafif ve az yer kapladıkları için çoğunlukla taşınabilir sistemlerde kullanılırlar. Monitör, grafik kartları ile birlikte bilgisayarın temel görüntü sisteminin bir parçasıdır. Hem giriş hem de çıkış birimi olarak kullanılır. Giriş ve çıkış birimlerinden gelen verilerin sonuçlarının ekranda gözükmesini sağlar. Bilgisayarla kişi arasında iletişim sağlar.
Ekran Kartından Monitöre Bilgi Akışı
Genel olarak ekran kartları monitörde gösterilecek sinyali önce dijital formattan analog formata çevirirler. Bunun için DAC (Digital Analog Converter)
denilen üniteyi kullanırlar. Bu sinyaller VGA (Monitör ile bilgisayar arasındaki kablo yani D-SUB) kablosu ile monitöre aktarılır. VGA kablosundan yeşil, mavi ve kırmızı sinyaller ayrı olarak iletilir. Bir başka arabirim olan BNC ise daha farklı bir kablo kullanır. BNC uyumlu monitörlere genellikle üst uç modellerde rastlıyoruz. Bu nedenle BNC, D-SUB arabirimine göre daha yüksek bir görüntü kalitesi sunar. Ekran kartlarında dijital sinyalin analog sinyallere çevrilmesi sırasında çok büyük bir zaman kaybı oluşur. Bu durumun önüne geçebilmek için DVI (Digital Visual Interface) denen bir standart geliştirilmiştir. Başta “Flat Panel” monitörler için tasarlanmış olan bu arabirimin spesifikasyonları TMDS (Transistion Minimized Differential Signaling) protokolü üzerine kuruludur. TMDS sayesinde DVI destekli monitörlerde ekran kartından dijital olarak alınan sinyaller, monitörlerde yine dijital olarak değerlendirilir ve herhangi bir çevrim gerçekleşmediği için bir zaman kaybı olmaz. Bazı ekran kartı üreticileri DVI çıkışı sağlarken, çoğu firma bu arabirimi gereksiz bularak es geçmektedir. Çünkü bu tür monitörler çok pahalıdırlar ve yaygın değildirler.
CRT (Cathode Ray Tube) Ekran (Monitör) ve Ekran Kartları:
CRT monitörlerin çalışma prensibi hemen hemen tüm monitörlerde (monochrom, renkli) aynidir. CRT, elektron parçacıklarının hareketini kolaylaştırmak
için havası alınmış bir tüpten ibarettir. Katod (elektron tabancası) tarafından seri halde yollanan elektron parçacıkları, tüpün değişik kesimlerine doğru hızla çarpar. Renkli monitörlerin çalisma ilkeleri de temelde aynidir. Ama renkli monitörlerde 3 adet katod bulunur. Yesil, mavi ve kirmizi ile bütün renkler elde edilebildiginden, renkli monitördeki her bir elektron tabancasi, ekranin gerisindeki tabakada bulunan bir fosfor noktacigina ates eder. Elektron fosfora karptiginda onu parlatir, ama bu parlaklik çok uzun sürmez. Onun içindir ki, görüntü degismese bile ayni islemin tekrar tekrar yapilmasi gerekir. Katodlar ekrani sürekli olarak tazeler. Tarama ve tazeleme islemi, ekranda satir satir yapilir.
Bir text ekranin genisligi 80 karakter, boyu 25 satirdir. Grafik ekranda noktalar (pikseller) bulunur. Bir ekranda ne kadar çok piksel varsa ekranin çözünürlügü artar. Örnegin çözünürlük 640 x 480 , 800 x 600 , 1024 x 768 piksel olabilir. Ekranin kaliteli olmasinin çok büyük önemi vardir. Ekranlardan titreşimsiz ve az radyasyonlu olanları tercih edilmelidir. Ekranların boyutu, 14“ , 15“ , 17“ , 20“ 21“, ve 22“ 'tir. Ekranlardaki görüntü netliği noktalar arasındaki uzaklıkla ilgilidir. İki nokta arasındaki uzaklık ne kadar azsa o kadar iyi görüntü elde edilir. Ekrandaki noktalar arası uzaklığı 0.28 mm ve daha az olanlar tercih edilmelidir. Monitörlerin ekrana görüntü yansıtmak için kullandıkları resim tüpüne CRT denir. günümüzde monitörler 3 çeşit resim tüpünü kullanılmaktadır.
Dot-Trio Shadow Mask :
En yaygın ve en ucuz CRT türü olan bu model elekşeklinde deliklere sahip metalden bir tabaka ve keskin fosfor noktaları yardımı ile görüntü sağlamaktadır. Ekrandaki görüntü bu noktalardan yansıyarak oluşur. Fosfor noktalarının yerleşimi nedeniyle, shadowmask tüpleri ekran üzerindeki görüntülerde temiz ve keskin çizgiler sunar. Bu metin görüntülerinde çok faydalıdır. Eğer bu model bir tüpü kullanan monitör alacaksanız yatay nokta aralığı (dot pitch: ayni
renkteki noktalar arasındaki mesafe) 0.25 mm‘den fazla olmamasına dikkat edin. Eğer monitör kılavuzunda bu konuyla ilgili bir bilgi yoksa o zaman diyagonal ölçüsünün 0.27 mm‘den fazla olmamasına dikkat edin. Eğer nokta aralıkları bu değerlerden yüksek olursa görüntü bulanık olur.
Slot Mask :
Bu melez resim tüpü, ilk kez NEC tarafından 1996 yılında CromaClear adıyla çıkartılmıştır. Nokta veya dikey şeritler yerine elips şeklinde fosfor deliklerinden oluşan bir ızgara kullanırlar. NEC, bu teknolojinin shadow-mask’a göre görüntülerdeki keskinliği artırdığını söyler.
Aperture Grille :
Mitsubishi (DiamondTron) ve Sony (Trinitron) tarafından geliştirilmiştir. Noktalar yerine bir dizi dikey kablo kullanılarak fosfor satırları oluşturulmuştur. Bu kablo dizisine Aperture-Grill adı verilir. Bu teknolojiyi kullanan monitörlerde, shadow-mask resim tüplerine göre, odak kaybı olmadığından parlaklık ve kontrast artırılmıştır. Bu model tüplerde renk yoğunluğu (color saturation) iyileştirildiğinden görüntü işleme sektöründe çok fazla talep görmektedir. Tüp içerisinde kullanılan dikey kabloları sabitlemek için 2 adet yatay kablo kullanılmaktadır. Bu ise modelin zayıf yanıdır; çünkü, bu yatay kablolar ekranda belli belirsiz görülmektedir.
Ekranın Temel Özellikleri
Ekranın Tazelenmesi
Burada açıkladığımız cam ekran milyonlarca fosfor noktacığından oluşur. Bu noktacıklara "dot" adı verilir. Monitörde arkaya doğru uzayan bazen de kısa olan tüp içinde de elektron tabancaları bulunmaktadır. Ekranda görünen bir görüntüyü oluşturabilmek için bu elektron tabancaları, ekranın üstünden başlayarak soldan sağa olacak şekilde çok hızlı bir şekilde tüm satırlarda bir tarama gerçekleştirirler. Burada elektron fırlatarak fosforları parlatma işlemini ekran kartından gelen sinyaller organize eder. Her elektron çekirdeği farklı bir işlem gerçekleştirir. Örneğin ekran kartı monitöre, "1 'inci satır 5'inci noktaya kırmızı, 35'inci satır 40'ıncı noktaya mavi v.b." gibi komutlar gönderir ve de elektron tabancaları bunu gerçekleştirirler. Ama bu işlem oldukça hızlı gerçekleşir ( yani saniyenin çok kısa bir anında tüm ekran yenilenir), ve çok komple bir işlemdir. Ayrıca elektron darbesi alan fosforlar çok kısa bir süre için parlarlar, yani tekrar darbe almaları gerekmektedir. Bu sebeple sürekli ekranın yenilenmesi yapılır. Bu olaya ise "refresh" veya tazeleme denir. Tazeleme denilen bu işlem uzun sürdüğünde fosforlar gözün normal algılaması dışında sönüp yanmaya başlar. Bu durumda ise ekranda titreme olayı (interlace) görülür. Uzun kullanımlar sonrası gözlerin bozulmasına yol açabilecek bu durum kısa dönemde de baş ağnsı, konsantrasyon bozukluğu ve bulantılara yol açabilir.
Buradan anlaşılacağı gibi tazeleme hızı ekranın bir saniyede kaç kez yenilenebildiğini gösterir. Bu durum günümüz ekran ve ekran kartlarında her çözünürlüğe göre farklı olabilir. Örneğin 800*600 ve 1024*768 çözünürlükte bu tazeleme oranları 60 Herz ile 70 Herz arasında değişir. Bizim burada tavsiyemiz kaliteli bir tazeleme hızının 75-80 Herz arasında değişmesi gerektiği şeklindedir. Dolayısı ile ekranların seçiminde bu kriter en çok dikkat edilmesi gereken noktaların başında gelir. Monitörün optimal çözünürlük düzeyinde ne kadar tazeleme hızı yapması gerektiğini bu tablodan öğrenebilirsiniz.
Ekranda piksel, dot ve çözünürlük kavramları
Ekranda görünen şekil, geometrik bir örümcek ağı olarak da adlandırabileceğimiz dikey (sütunlar) ve yatay (satırlar) üzerindeki noktalardan oluşur, bunların her birine ise piksel adı verilir. Bir' defada ekranda görüntülenebilen. piksel adedine ise çözünürlük adı verilir. Örneğin 800 * 600 çözünürlük denildiğinde bu 800 sütun ve 600 satır üzerindeki noktacıkların kullanıldığını gösterir. Diğer tanımlama ile satırda 800 noktacık ve sütunda 600 noktacıktan oluşan bir görüntü ekranı. Toplam noktacık adedi de 480 000'dir. Burada monitör bunu tek başına gerçekleştirmiyor. Bunun için ekran kartının da bu kapasiteye uygun olması gerekir. Yani 1200x1024 kapasiteli bir ekran kartı ile en fazla 800x600 çözünürlük verebilen bir monitörün birlikte kullanılması verimli bir sonuç vermez. Bu olayın tersi de! söz konusudur. Yani, 1200xl024 çözünürlüğü destekleyen bir monitör ile 800x600 çözünürlüğün üzerine çıkamayan bir ekran kartı ile verimli bir sonuç elde etmek mümkün değildir. Yukarıda açıklanan pikseller, görüntü alanındaki en küçük elemanlarıdır. Ancak monitör alanında bu, piksellerin en doğru rengi verebilmesi için her piksel kırmızı, yeşil ve mavi renkteki daha küçük elementlerden oluşur ve bunlara ise "dot" adı verilir.
Görüntü alanı (izlenebilir Alan)
Bir ekranın (Monitör) boyutlan genellikle inç olarak verilir. Günümüzde 15" monitörler pek tercih edilmiyor. Dolayısı ile bunun yerine 17" monitörler başlangıç düzeyi olarak kullanılıyor. Bu konudaki diğer seçeneklerimiz de 19", 21" ve 22” olarak sıralayabiliriz. Buradaki değerler bir monitör ekranının bir köşesinden diğer köşesine çapraz yada diyagonal uzunluğu gösteriyor. Bu noktada yeni alınan 17" bir monitörde boyut ölçüsü bunu gösteriyor. Fakat esasen monitörlerin çoğunluğunun görüntü boyutu bu değerlere tam olarak uymaz. Hatta üç farklı modeldeki 17 inç monitör arasında izlenebilir alanlarda çok ufak olsa da farklılıklar vardır. Buradan görüleceği gibi "izlenebilir alan"( viewable size), monitörün dahil olduğu kategorideki boyuttan farklı olarak bizim kullanabileceğimiz veya daha doğru bir ifade ile görüntünün gösterilebildiği alanı ifade eder. Örneğin 17" monitörde, izlenebilir alan olarak 15.8" veya 16" olarak sunulur. Benzer olarak 15" monitörlerde izlenebilir alan 13.9" veya 14" olarak belirlenirken, 14" monitörler kategorisinde ise 13.3" civarındadır. Büyüklük bakımından boyut artışına gelince; 15" monitörden 17" bir monitöre geçildiğinde yüzde" 33 gibi bir yer artışı sağlanabilir. 17" bir monitörden 21" bir monitöre geçiş ise yer bakımından yüzde 50 kazanç sağlar diyebiliriz. Buradan şunu da söyleyebiliriz ki 17" 'den 19'a geçmek yerine, 21" bir monitöre geçmek daha uygun olacaktır.
Boyut ve çözünürlük bağlantısı
Genellikle yanlış olarak bilinen bir olay da, ekranın boyutunun arttıkça çözünürlüğünün de yükseleceği şeklindedir. Oysa çözünürlük monitörün özelliklerine, kalitesine ve kullanım süresine bağlı olarak değişebilir. Günümüz piyasasında bazı 17" monitörlerle aynı çözünürlüğü sunan 15" monitörlerin oldukça çok olduğunu söylenebilir. Bir diğer noktada yüksek çözünürlük küçük bir alanda daha çok piksel anlamına geldiği için, küçük bir monitör üzerinde yüksek çözünürlüğe ulaşmaya çalışmak ekranı ve kullanıcının gözünü yoracaktır. Çünkü tazeleme hızı düşecek ve ekranda titremeler oluşacaktır. O yüzden üst sınırları fazla zorlamamak gerekir. Ayrıca büyük bir ekranı düşük çözünürlükte kullanmaya çalışmakta iyi değildir. Örneğin 21" monitörde 800*600 çözünürlüğü kullanmak gibi. Burada piksellerin büyüdüğünü görürüz. Şeklin kınlan noktalarında görünen tırtıllar belirginleşir ve görüntü kötüleşir. Özellikle görüntünün hızlı ve rengin çok hızlı değiştiği oyun programlarında bunu yakından gözlemleyebiliriz.
Nokta aralığı (Dot Pitch)
Ekranlarla ilgili kısa bilgilerde boyuttan sonraki madde olarak dot pitch, yani nokta aralığını görürüz. Burada nokta aralığını, pikseli oluşturan kırmızı, yeşil ve mavi noktaların birbirine olan mesafesi olarak tanımlayabiliriz. .Bu mesafe azaldıkça noktaların arası daralıp, elde edilecek resmin kalitesinin daha keskin ve detaylı olabilmesini sağlar. Günümüz 15" ekranlarında bu aralık 0.28 dot pitch'dir. 17" monitörlerde ise 0.27, 0.26 ve 0.24 aralığında değişir. Tabii aralık azaldığında fiyat artar.
Shadow Mask ve Aperture Grill
Daha önce belirttiğimiz gibi ekranda renklerin doğru gözükmesi için kırmızı, yeşil ve mavi renkli dot’lardan doğru renkte olanların parlaması gerekmektedir. Elektronlar fosfor tabakasına ulaştıktan sonra buradaki fosfor noktalarını uyarırlar fakat fosfor tabakasının ön kısmında bulunan özel bir maske olmazsa görüntüde bulanıklık ve renk karışması gibi problemler ortaya çıkar. Bu kadar çok noktacık arasında bu işlemin yapılabilmesi amacıyla "shadow mask" adı verilen metal bir' nesne kullanılır. Shadow mask denilen deliklerle dolu bu özel maske sayesinde uyarılan fosfor elementlerinin görselolarak birbirlerini etkilernesi ve görüntünün bozulması engellenir. Bunun sonucunda kırmızı yeşil ve mavi fosfor noktacıkları ideal bir şekilde uyarılarak tek bir nokta oluştururlar. Burada "shadow mask" CRTnin yüzeyine birebir oturacak şekilde tasarlanmıştır. Shadow mask bir anlamda fosfor noktacıklara ince ayar yaparak görüntü keskinliğini sağlar.
Manyetik Alan ve Degauss
CRT içerisindeki düzen manyetik alan dışında, çekim yaratan nesnelerden kolaylıkla etkilenir. Mesela mıknatıs gibi nesneler ekranın ön yüzüne yaklaştırıldığında renklerde bozulmalar görülür. Ekranın arka yüzeyine yaklaştırılırsa görüntünün de bozulduğu görülecektir. Günümüzde kullanılan monitörler ise ilk açılışlarında bu manyetik ortamı kullanabilir hale getirmek için degauss işlemi uygulanır. Bu işlem istendiğinde ekranın ayarlar kısmı kullanılarak ta yapıla bilinir. Fakat dikkat edilmelidir ki bu işlem esnasında ekran çevresindeki elektronik medyalar veri kaybına uğrayabilirler. <
LCD (Liquid Crystal Display) Monitörler
Bu monitörler daha çok taşınabilir bilgisayarlarda kullanılır. LCD monitör, plastik bir tabaka içindeki sıvı kristalin ışığı yansıtması ilkesine dayalı olarak çalışır. LCD monitörler ışığı yansıtarak görüntü oluşturdukları için, ışıksız bir ortamda bir şey görünmez. Fazla ışıklı ortamda ise ekranda ışık yansıması olacağından görüntü yine sağlıklı olarak algılanmayacaktır.
Hareketli görüntüler çok bulanıktır. Sıvı kristal aksinin yavaşlığı görüntü izinin hemen silinmemesine neden olur; Bu dezavantajların yani sıra, harcadığı gücün düşük olması, çok küçük hacimleri ile taşınabilir bilgisayarlar için vazgeçilmezdir. LCD monitörlerin taşıdığı olumsuzluklar son yıllarda üreticileri yeni arayışlara itmiştir. Bazı LCD modellerinde, "arkadan aydınlatma" yöntemi kullanılarak monitörün bulunduğu ortamdaki ışık dengelenir. Böylece ekrandaki istenmeyen yansımalar bir ölçüde önlenir.
LCD monitörler her şeyden önce CRT monitörlerden çok daha az yer kaplarlar. Kapladıkları alan nerdeyse sadece ekran içindir. Tüp içermedikleri için
hafiftirler ve ısınma sorunları da yoktur. Çok az güç tüketirler ve radyasyon yaymazlar. Ayrıca CRT monitörlerin aksine manyetik alandan etkilenmezler. Fakat pahalı oluşları ve CRT monitör ekranı kadar geniş bir alana sahip olmadıkları için günümüzde çok az kullanılmaktadırlar. Aktif matrix ekranlarda her bir pikselin ekranlarda ise bu tür bir transistör yoktur.
LCD Monitör Çesitleri:
Şu ana kadar çeşitli LCD monitör teknolojileri kullanılmıştır. Bunlar, pasif matriks, dual scan ve aktif matriks'tir. Pasif Matriks Monitör: LCD monitörler genel ilkelere göre çalışırlar. Farklılaşma piksellerin aydınlatılmasında ortaya çıkar. Pasif matriks monitörlerde, her bir piksel, ekran tazelenmeden önce söner. Bu ekranlarda tek bir defada bir satırdaki pikseller aktif hale getirilir. Bir piksel tekrar aktif hale getirilinceye kadar parlaklığını kaybeder.
Ekran tazeleme hızı çok yavaşlayarak görüntü kalitesinin düşmesine neden olur. Dual Scan Monitör: Bu monitörler genel olarak pasif matriks monitör gibi çalışırlar. Temel farklılık, ekranın ikiye bölünmüş olmasıdır. Ekranın her bir bölümü ayrı ayrı taranarak, ekran yenileme hızının iki katına çıkması sağlanır. Bu farklılık görüntü kalitesinde bir iyileşme sağlamaktadır.
Aktif Matriks Monitör:
Pasif matriks monitörlerin tersine aktif matrikslerde, her bir pikseli kontrol eden ayrı ayrı transistörler vardır. Bu transistörler, piksellerin henüz
parlaklığını yitirmeden yenilenmesini sağlarlar. Her pikselin kendine ait bir regülatörü (dengeleyicisi) vardır. Bu dengeleyici yardımıyla her bir piksele ait voltaj diğerini etkilemediği için çok daha iyi görüntüler elde edilebilmektedir.
Moniterler Zararlı Işın Yayar Mı?
Gerçekten, monitörler insan sağlığına zararlı olabilecek çeşitli radyasyonlar üretir. Görüntünün oluşturulması sırasında, ekrandaki fosfor yüzeye lektronların çarpması sonucu x-ışınları oluşur. Ancak buradaki voltaj bir röntgen cihazına göre çok daha düşüktür. Asıl sağlığa zarar verebilecek olan, düşük ve çok düşük frekanslı elektro-manyetik radyasyondur. Bu radyasyonun kaynağı ise, elektronların yönlendirilmesi için kullanılan saptırıcılardır. Aslında bu tip radyasyonun sağlığa zarar verdiğine dair kesin bir kanıt bulunamamıştır ve başka bir çok ev aleti de düşük frekanslı radyasyon yaymaktadır. Ama sağlığınızı düşünüyorsanız, tedbirli elden bırakmamalısınız. Bir ekran filtresi ekrandaki yansımayı azaltabilir ve statik elektriği boşaltabilir, böylece gözlerinizi rahatlatır ve ekranı tozdan koruyabilir. Ancak bir ekran filtresinin radyasyona karşı etkisini büyük ihtimalle ölçemezsiniz. Bu nedenle, baştan uluslararası düşük radyasyon standartlarına uygun bir monitör seçmeniz yerinde olacaktır. Bunlar arasında en geçerli olanları MPRII ve TCO adlı İsveç standartlarıdır. TCO daha yenidir ve MPRII'den daha düşük radyasyon sınırları tanımlamaktadır. Bu standartlarda statik alan, düşük ve çok düşük frekanslı radyasyonlar için belirli sınır değerler konulmuş, x-ışını gibi yüksek frekanslı radyasyonlarda ise seviye sıfır olarak belirtilmiştir. Özetle, bu standartlara uygun bir monitöre sahipseniz radyasyon ekranlarda ise bu tür bir transistör yoktur.
LCD Monitör Çesitleri:
Şu ana kadar çeşitli LCD monitör teknolojileri kullanılmıştır. Bunlar, pasif matriks, dual scan ve aktif matriks'tir. Pasif Matriks Monitör: LCD monitörler genel ilkelere göre çalışırlar. Farklılaşma piksellerin aydınlatılmasında ortaya çıkar. Pasif matriks monitörlerde, her bir piksel, ekran tazelenmeden önce söner. Bu ekranlarda tek bir defada bir satırdaki pikseller aktif hale getirilir. Bir piksel tekrar aktif hale getirilinceye kadar parlaklığını kaybeder.
Ekran tazeleme hızı çok yavaşlayarak görüntü kalitesinin düşmesine neden olur. Dual Scan Monitör: Bu monitörler genel olarak pasif matriks monitör gibi çalışırlar. Temel farklılık, ekranın ikiye bölünmüş olmasıdır. Ekranın her bir bölümü ayrı ayrı taranarak, ekran yenileme hızının iki katına çıkması sağlanır. Bu farklılık görüntü kalitesinde bir iyileşme sağlamaktadır.
Aktif Matriks Monitör:
Pasif matriks monitörlerin tersine aktif matrikslerde, her bir pikseli kontrol eden ayrı ayrı transistörler vardır. Bu transistörler, piksellerin henüz parlaklığını yitirmeden yenilenmesini sağlarlar. Her pikselin kendine ait bir regülatörü (dengeleyicisi) vardır. Bu dengeleyici yardımıyla her bir piksele ait voltaj diğerini etkilemediği için çok daha iyi görüntüler elde edilebilmektedir.
Moniterler Zararlı Işın Yayar Mı?
Gerçekten, monitörler insan sağlığına zararlı olabilecek çeşitli radyasyonlar üretir. Görüntünün oluşturulması sırasında, ekrandaki fosfor yüzeye lektronların çarpması sonucu x-ışınları oluşur. Ancak buradaki voltaj bir röntgen cihazına göre çok daha düşüktür. Asıl sağlığa zarar verebilecek olan, düşük ve çok düşük frekanslı elektro-manyetik radyasyondur. Bu radyasyonun kaynağı ise, elektronların yönlendirilmesi için kullanılan saptırıcılardır. Aslında bu tip radyasyonun sağlığa zarar verdiğine dair kesin bir kanıt bulunamamıştır ve başka bir çok ev aleti de düşük frekanslı radyasyon yaymaktadır. Ama sağlığınızı düşünüyorsanız, tedbirli elden bırakmamalısınız. Bir ekran filtresi ekrandaki yansımayı azaltabilir ve statik elektriği boşaltabilir, böylece gözlerinizi rahatlatır ve ekranı tozdan koruyabilir. Ancak bir ekran filtresinin radyasyona karşı etkisini büyük ihtimalle ölçemezsiniz. Bu nedenle, baştan uluslararası düşük radyasyon standartlarına uygun bir monitör seçmeniz yerinde olacaktır. Bunlar arasında en geçerli olanları MPRII ve TCO adlı İsveç standartlarıdır. TCO daha yenidir ve MPRII'den daha düşük radyasyon sınırları tanımlamaktadır. Bu standartlarda statik alan, düşük ve çok düşük frekanslı radyasyonlar için belirli sınır değerler konulmuş, x-ışını gibi yüksek frekanslı radyasyonlarda ise seviye sıfır olarak belirtilmiştir.
Kalıcı Bağlantı
Yorum (1)
Yorum yaz
Tarayıcı (Scanner)
Tarayıcılar

Taramak, (yada İngilizce scanning) kağıt ya da benzeri bir yüzey üzerindeki basılı grafiksel ya da metinsel karakterlerin dijitalize edilerek (yani bilgisayarın anlayacağı dile çevirerek) bilgisayar ortamına aktarılma işlemidir. Tüm bilgisayar donanımlarında olduğu gibi tarayıcılar da, hitap ettiği kitlenin ihtiyaçlarına uygun olarak dizayn edilmekte ve teknik farklılıklar göstermektedir. Farklı ve pahalı teknolojiler doğal olarak kalitenin çok önemli olduğu sektörel kullanıcılara, genelde fiyatı uygun olanlar ise ev kullanıcılarına göre üretilmektedir. Fotokopi makinesine benzeyen ve masaüstü kullanıma oldukça uygun flatbed, süpermarket kasalarındaki barkod okuyuculara benzeyen Half-Page ve genellikle ofislerde kullanılan, yalnızca serbest haldeki bir sayfayı tarayabilen Sheet-Fed tarayıcılar bu çeşitlenmenin en göze çarpan örneklerindendir. Son yıllarda bilgisayarlı yayıncık ve tasarım işlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte sıkça kullanılan tarayıcılar, kağıt üzerindeki grafik ve resimleri (renkli ya da siyah-beyaz) bilgisayara aktaran aygıtlardır.
Tarayıcıların çalışma mantığı bir belgenin görsel olarak bilgisayar ortamına aktarılma işlemidir. Burada pikseller öne çıkmaktadır. Piksel konusuna önceden değinmiştim fakat kısa bir hatırlatma yapmak gerekirse, piksel; bir görüntü üzerindeki en küçük renk birimidir. Yani en küçük renk parçası. Kağıdın üzerinde ağ şeklinde çizilmiş binlerce minik kare hayal edin. Kareler sizin hayal gücünüz ve tarayıcınızın teknolojisine göre değişecektir. Siz kareleri her santim için bir satırda 300 tane kare oluşturacak kadar küçülttüğünüzde tarayıcınızın ifadesi ile 300 dpi’lik çözünürlük değerine ulaştığınızda ilk bölümü yani kalite ayar kısmını atlattınız demektir. Tarayıcı ilk satırdan başlayarak tüm piksellerin yani çizdiğimiz karelerin renk değerlerini ayrı ayrı almaya başlayacak. Ve bu değerler portlar yardımı ile kendi bilgisayarımıza aktarılıp kağıt üzerindeki kareler sırası ile kendi renk değerlerinde sıralanacaklar. İşte
görüntümüz bilgisayar ortamına aktarıldı. Mantık çok basit kısaca resim minik karelere hayali olarak bölünür ve bu kareler tek tek sıra ile bilgisayar aktarılır ve orada o resmin aynısı oluşturulur.
Klavyeler yardımıyla harf ve karakterler bilgisayara aktarabilir ama resimlerin aktarılması ancak tarayıcılarla olanaklıdır. Tarayıcıların çalışma ilkeleri basit olmakla birlikte, lazer yazıcının tersi bir işlem yaptığı söylenebilir.
Taranacak kağıt, üst tarafından alta doğru satır, ışığa duyarlı elemanlar tarafından taranarak sayısallaştırılır. Tarama sırasında taranan nesne bir ışık kaynağı tarafından aydınlatılır. Bu şekilde taramanın daha iyi yapılması sağlanır. Taranması istenen görüntü üzerinden ışık geçtikten sonra bir mercek aracılığıyla fotoelektrik hücrelerden oluşan bir görüntü algılayıcı (image sensor) üzerine düşürülür. Bu şekilde ışık değeri ölçülerek bu değere göre bir voltaj değeri oluşur.
tonlardaki şekilleri (desenleri) yüksek voltajla, koyu şekilleri ise düşük voltajla gösterir. Buradaki analog sinyaller, bir analog sayısal dönüştürücü devresi ile sayısallaştırılarak bilgisayara iletilir.
Sinyaller görüntü dosyası olarak bilgisayar ortamında oluşur ve resim dosyası formatinda kaydedilir. Bu resim dosyası üzerinde her türlü değişiklik yapılabilir. Tarayıcılar çözünürlüklerine, algılayabildikleri renk sayısına ve tarayabildikleri kağıt boyutuna göre çeşitli model ve tipte üretilmişlerdir.
Büyük boyutlarda olmayan çalışmalar için genelde el tarayıcılar kullanılır. Sayfa üzerinde gezdirilerek kullanilirlar. A4 boyutundaki büyük tarayicilara göre bazi üstünlükleri vardir. A4 tarayicilar bir fotokopi makinesi gibi kullanilir. Örnegin, bir fotokopi makinesine veya A4 tarayiciya sigmayan kalin bir kitabin sayfalari el tarayicisi ile kolayca taranabilir. Bu ise, el tarayicilarinin, fiyatlari yaninda önemli bir üstünlüktür.
Tarama Teknikleri
OCR ( Optical Character Recognition )
OCR yani Optical Character Recegnition Türkçe olarak Optik KarakterTanımlaması anlamına gelir. Resim dosyalarındaki fontları tanımlayarak metin dosyalarına çeviren programlara verilen genel bir addır. Günümüzde OCRprogramları tarayıcıların yanında ücretsiz olarak verilmektedir. Tarayıcılar yardımıyla resimlerle birlikte yazılar da bilgisayara aktarılabilmektedir. Ancak bilgisayar aktarılan yazıyı resim olarak görmektedir. Bu nedenle, bir fotoğraftan farklı olmayan grafik dosyası içindeki yazılar OCR (Optical Character Recognition/Optik Karakter Tanıma) adi verilen programlar aracılığıyla çözülüp metin (text) dosyalarına dönüştürülür.Böylece OCR programıyla ASCII metinlere dönüştürülen yazılar üzerinde her türlü değişiklikler yapılabilir. Hem de bu şekilde saklanan dosyalar, resim dosyalarından daha az yer kaplamaktadırlar. Ancak, bunlara rağmen OCR programlarının hatasız çalışmaları henüz olanaklı değildir.
Tarayıcıların bilgisayara takılması, yanlarında gelen 8 bitlik bir ara birim kartı yardımı ile gerçekleşirdi. Günümüzde tarayıcılar, her bilgisayarda olan USB portuna direkt bağlanabilmekte, ayrı bir karta ihtiyaç duyulmamaktadır. Daha sonra tarayicinin yazilimini sisteme yüklenir.
İkinci bir Tarama Tekniği ise:
MICR (Magnetic Ink Character Recegnition)
Yani Manyetik Mürekkep Karakter Atımlaması. Bu teknikte elektrik yüklenebilenözel bir mürekkeple baskı yapılması ve yapılan bu baskının daha sonra özel algılayıcılar tarafından okunmasına mantığına dayanan özel bir tarama tekniğidir.
algılayıcılar tarafından okunmasına mantığına dayanan özel bir tarama tekniğidir.ASCII yani American Standart Code For Information Interchange ise karakterleri tanımlamak için kullanılan uluslar arası standarttır. ASCII 8 bit'lik birdeğere sahiptir. Bu değer biri boşluk olmak üzere 128 karaktere izin vermektedir. Bu İngilizce gibi diller için yeterli değildir. ASCII günümüzde kullanılan en yaygın karakter kodlama standardıdır. Bir diğer karakter kodlama standardı olan Unicode da ASCII gibikarakter tanımlamalarının yapılabildiği bir standartdır. ASCII' den farkı 16 bit'lik yapıda oluşmasıdır. Bu yapı ise Unicode' un 65.000 in üzerinde karakter tanımlamasına olanak verir. Bu yapı Japonca gibi dillerde kolaylıkla kullanılabilmektedir. EBCDIC Extended
Binary-Coded Decimal Interchange Code ASCII ve Unicode gibi karakter kodlamayapılabilir. IBM firması tarafından geliştirilmiş olan EBCDIC yaygın bir standart değildir ve büyük çaplı IBM bilgisayarlarında kullanılır.
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz